NUN İlkokulu Ana Sınıfları

İnsan ömrünün 0 ila 6 yaş arasındaki dönemi, pedagojik anlamda en kritik çağlardan biridir. Erken çocukluk döneminde alınan eğitim, çocuğun gelişiminde önemli rol oynar. Ailesi ile güven bağını kurmuş çocuk ilk kez bu dönemde özerkleşmeye, sosyalleşmeye ve yavaş yavaş topluma katılmaya başlar. Dolayısıyla okul öncesi eğitimi yalnızca akademik başarı getirmez; aynı zamanda sağlıklı sosyal ilişkileri olan bireyler yetişmesine de katkı sağlar.

 

Disiplinlerarası ve Özgün Bir Müfredat

NUN İlkokulunun ve ana sınıflarının müfredatı ezberci eğitimden ve yüzeysel bilgi paylaşımından uzak; derinlikli, düşünülmüş ve disiplinlerarası şekilde kurgulanmıştır. Eğitimdeki temel ihtiyaçlardan biri kesintisiz planlanmasıdır. Bu noktada derslerin blok şeklinde işlenmesi de ayrı bir ihtiyaçtır. NUN ana sınıflarında, dersler doğal akışında ve kesintisiz işlenir. Örneğin; çeşitli materyaller ile rakamları öğrenen çocuğun bu bilgisi, içerisinde rakamlar geçen neşeli bir şarkı ile desteklenir; müzik öğretmeninin hemen ardından derse giren spor eğitmeni şarkı ile aynı ritimde bir egzersiz yaptırır. Böylelikle çocuk, parçalı değil bütüncül ve bilginin hayatın doğal bir parçası olduğu eğitim planlaması içerisinde yetişir. “Matematik dersi tamamlandı, şimdi sıra müzikte. Müzik dersi sona erdi, şimdi sıra beden eğitiminde.” şeklinde çocuğa sunulan kesintili eğitim, çocuğun bilgiyi eyleme dönüştürmesini ve hayatının parçası kılmasını zorlaştıracaktır. Çocuğun zihnindeki okul ve aile ayrımını keskinleştirecek, bulunduğu yere aidiyet duymasını engelleyecektir. Bu da yeni bilginin öğrenimine, zaman zaman kendisini kapatmasıyla olumsuz sonuçlanacaktır. Tüm bunların yaşanmaması için NUN’da tüm dersler birbirine ilintili bir akış içerisinde işlenmektedir.         


Küresel Bağlamlar

NUN ana sınıfları küresel bağlamların işlevselliğine ve gerekliliğine inanır. Çocuğun öz değerlerinin farkında bir dünya vatandaşı olarak yetişmesi; onu çevresindekilere karşı çok daha duyarlı, sorumluluk sahibi, en yakından yardıma başlayarak tüm dünya barışına hizmet eden, bilgisi ile iyilik yayan birine dönüştürecektir. Millî ve yerli değerlerine sahip çıkmak onu özeleştiri yapabilen, daha rasyonel ve çözümcü düşünebilen bir konuma taşıyacak; kendisini aşırı önemsemesine, övmesine veya “öteki”nden nefret etmesine engel olacaktır. Bu sebeple NUN müfredatı, Doğu’ya ve Batı’ya aynı derecede dönük, kültürler arasındaki farklılıkları suçlamak ya da nefret ettirmek değil; “anlamak” ve “iyileştirmek” amacıyla işlemektedir.

 

Dış Mekân Öğrenimi

NUN Okullarının en çok önemsediği ise dış mekân öğrenimidir. Çocuk tabiat ile iç içe yetiştirilmelidir. Burada sözü edilen iç içe olma hali, okulun bir bahçeye sahip olmasından çok daha ötedir: Okul, eğitim planlamasını çocuğun doğadaki örüntüleri keşfetmesi üzerine kurgulamıştır. NUN Okulları öğrencileri ile birlikte sık sık doğayı keşif gezilerine çıkmayı şu sebepten önemsemektedir: Çocuğun boynunda bir fotoğraf makinası, “hayret etmeye hazır” ve “merak” duygusu baskın bir şekilde gezintiye çıkmasının; yaşama dair bir farkındalık, yaratıcıya dair bir sorgulama ve hayranlık ile sonuçlandığını birçok kez gözlemlemiştir çünkü. Bir bitkinin yaprağındaki renk geçişlerini veya bulutların şeklindeki kendine özgülüğü fark etmek, tabiatın içerisindeki seslere dikkat kesilmek, çocuğun sanatsal üretimindeki heyecanını ve yaratıcılığını artırmaktadır. Doğadaki örüntüler üzerine düşünmek, bitkilerin nasıl yaşadığını, büyüdüğünü anlamaya çalışmak, balıkların ve kuşların farklı şekillerde nefes alması gerektiği çıkarımında bulunmak çocuğun bilimsel eğitime de açık hale gelmesini sağlamaktadır. Hayvanlar ve bitkilerle dost yaşamanın, doğayı temiz tutma ihtiyacının çocuğa bir sosyal sorumluk bilinci kazandırdığı ve çevresine karşı çok daha duyarlı ve saygılı yaptığı da açıktır. Tabiatın, çocuklarda fıtraten var olan merak duygusuna en çok hitap eden ortam olarak eğitimde bir araca dönüştürülmesi, toprakla hemhal olmanın insanı sükûnete sevk eden yanı da hesaba katıldığında okul öncesi eğitiminde kesinlikle önemli bir ihtiyaçtır.

 

Toplum Hizmeti Algısı

Başarılı bir ana sınıfı eğitimin çocuğun kişisel becerilerini geliştirmesine yardımcı olması önemlidir; fakat geniş eğitim vizyonuna sahip bir kurum, kişisel becerileri geliştirmenin yanı sıra bu yaş çocuklarında toplum hizmeti algısı oluşturmayı da hedefler. Eve kumbara göndererek aslında çocuktan değil veliden yardım beklemek yanılgısına düşmez. Ya da ihtiyaç sahibine battaniye göndermenin “geçici bir çözüm” olduğunun idrakindedir.  

NUN Okulları çocukta toplum hizmeti algısının oluşturulması için çocukların bizzat kendilerinin bir yardımda bulunmasını önemser. Bu sebeple ihtiyaç sahibi ile bir araya getirilmeleri gerektiğine inanarak süreç planlaması yapar. Örneğin; en sevdikleri oyuncakları Halepli kardeşleri ile paylaşmak istediklerinde sadece oyuncakları göndermek yerine; öğrencilerinin kendi elleriyle paylaşmaları için imkân sağlar. Bir araya gelmelerinin, birbirlerine sarılmalarının, gülümsemelerinin, kargo paketinden çıkan bir oyuncağın sebep olacağı sevinçten çok daha kalıcı etkiler uyandıracağının bilinciyle hareket eder. Bu buluşmanın her iki taraf için de şifa olduğuna dikkat çekmek ister: Çünkü bu yöntem sayesinde, hediyeyi veren tarafta oluşacak duygunun bir gurur ya da vicdan rahatlığı değil; empati, sevgi ve daha fazla paylaşma olacağına inanır. Bu duygular ileriki yaşlarda, ihtiyaçlara daha kalıcı çözümler üretmek ve tüm dünyaya iyilik yaymak için önce kaygı duymaya, sonra “ne yapmalıyım” sorumluluğu ile çareler aramaya, derin düşüncelere dönüşecektir. Bu bilinçle yetişen öğrenciler yetişkin olduklarında ise eylemlerini vicdan, sorumluluk ve adalet eksininde şekillendirmeye başlayacaklardır.


Sınıf Düzeni ve Teknoloji Kullanımı

Eğitimde, sınıfın gün ışığı alması, aydınlık ve ferah olması öğrencinin kendisini güvende ve rahat hissetmesi açısından çok önemlidir. Sınıfa hâkim renklerin fazla canlı, karmaşık ve rengârenk olması ailelerin aldandığı noktalardan biridir. Aksine; renklerin çocuğu yormamasına, estetik bir duyarlılık ve sakinlik kazandırmasına özellikle dikkat edilmelidir. NUN Okulları sadeliğin zarafetine, sınıfa hâkim pastel renklerin çocukların çalışmalarındaki güzelliği ön plana çıkaracağına inanır.

NUN ana sınıflarında mobilyalar ergonomik ve fonksiyoneldir. Çocukların eğitimdeki anlık ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarım değişir. Toplu bir etkinlik yapılacak ise masalar bir bütün olur, grup çalışmaları için küme yapılır, bireysel aktiviteler içinse birbirinden ayrılır.

Teknoloji kullanımı da bu çağ çocukları için hassas konulardan biridir; çok fazla kullanmanın zararı olacağı gibi, hiç kullanmamak da teknolojinin faydalarından çocuğu mahrum bırakmak olacaktır. NUN ana sınıflarında teknoloji, küresel bağlamı ve disiplinlerarasılığı destekleyecek şekilde araçsallaştırılarak kullanılır. Örneğin; çocukların kendi dışında kalan ve “öteki” kabul edilen her şeyi fark etmelerini, çevrelerini tanımalarını ve ona önyargısız, saygıyla yaklaşmayı öğrenmelerini çok önemseyen NUN’da şöyle bir çalışma yapılır: Skype üzerinden yurt dışındaki bir okulun öğrencileri ile görüntülü konuşma yapmak. Burada henüz ilk ders saati iken, orada havanın kararmak üzere olduğunu ve öğrencilerin son dersi olduğunu öğrenmek, farklı ten rengindeki ve dildeki çocuklar ile tanışmak, onların “farklı” sınıf ortamlarını görüp heyecanlanmak okul öncesi çocukları için ufuk açıcıdır. Bu noktada iletişimi öğretmenin değil, çocukların kurduğunu hatırlatmak gerekir.

NUN ana sınıflarında yapılan tüm çalışmalar, çocuğu bir birey haline getirmek üzere kurgulanmıştır. Çocuklar sorgulayan, düşünen, üreten, fark eden, keşfeden, tüm bu özellikleri her geçen gün çoğalan bireyler olarak yetiştirilmektedir.