“İnsanı Ortadan Kaldırdığınızda Mimarinin Bir Anlamı Kalmıyor”

Dünyaca ünlü Japon mimar Takaharu Tezuka’yı okulumuzda ağırladık. Tezuka öğrencilerimizle mimarlık ve kendi tecrübeleri hakkında sohbet etti.

Echigo-Matsunoyama Doğa Bilimleri Müzesi, Çatı Evleri ve Fuji Anaokulu gibi projelerle adından söz ettiren ve birçok kuruluş tarafından ödüllere layık görülen Tezuka, projelerinin ayrıntılarını öğrencilerimiz ile paylaştı. Sunumu eşliğinde özellikle okul mimarisi hakkındaki yenilikleri aktaran Tezuka, “Fuji Anaokulu projesini daha önce tasarladığım Çatı Evleri’nden esinlenerek ortaya koyduk. Çocukların çatıda rahat dolaştıkları, yemek hazırlayıp yedikleri evlerden yola çıkarak bunu okul formatına taşıdık. Çocukların içgüdülerinde var olan daire çizerek koşmalarından esinlendik. Birçok itiraza rağmen projemizi hayata geçirdik. Öğrenciler doğalarından gelen hareketlerle özgürce koşup oynayabiliyor, yağmur altında eğlenebiliyorlar. Öğrencilerin etrafını güvenlik endişesiyle çitlerle çevirmek istemedik ve alanımızı ağlarla çevreledik. Öğrenciler ağların etrafında ve üstünde rahatlıkla vakit geçirebiliyorlar. Biz özgürlüğü ve çocukluğu önemsedik, bunun başarıyı da getirdiğini gördük. Etraflarını seven, yaşadıkları mekân ile aidiyet kuran öğrenciler okula ağlayarak değil gülüp oynayarak gidiyorlar. OECD bu projemizi dünyanın en iyi okulu şeklinde ödüllendirdi bu da bizi oldukça mutlu etti.” şeklinde konuştu.

Tezuka, öğrencilerimizin sorularıyla renklenen etkinlikte mimar olmak isteyenlere, “iyi bir mimar olmak için insanı öncelemek gerekiyor. Mimari insan ile var olan bir şey. İnsanı devreden çıkardığınızda projelerinizin hiçbir anlamı kalmaz.” öğüdünü verdi. Tasarladığı Fuji Anaokulunda bir çocuğun günde ortalama 4 kilometre yol kat ettiğine dikkat çeken Japon mimar, “onları kontrol etmiyoruz, daima gözetlemiyoruz. Kendi sosyal çevrelerinde var olmayı ve yaşıtlarıyla işbirliği yapmayı öğreniyorlar. Bana sorarsanız çocuklar ne kadar özgürse okullarımızın mimarisi o kadar başarılı demektir.” dedi. Mimarinin şekille değil hayatla ilişkili olduğunu belirterek “Örneğin Sultanahmet Camii yüzyıllardır insanlarla iç içe. İnsanı ortadan kaldırdığınızda mimarinin bir anlamı kalmıyor, şehirlerin de ruhu mimari eserler sayesinde oluşuyor.” şeklinde konuştu. Mimarinin zamanlar üstü bir uğraş olduğuna dikkat çekerek, “mimari eserler sizden torunlarınıza ve insanlığa kalan bir miras. Arkeologlar yaptıkları kazılarda ilk olarak mimari eserlerle karşılaşıyorlar bu da mimarinin önemini ortaya koyuyor” dedi.

Tezuka, hediye takdimi ile sona eren söyleşinin ardından soru soran öğrencilerimize Japonya’dan getirdiği kitapları verdi. Öğrencilerimiz etkinlikten keyif ve ilham alarak ayrıldılar.